Yaşayamadık ya da Zaten Ölü Doğduk Biz

Biz hiç kendimiz olamadık. Hep kendimiz olmak adına başkalarının hayatlarını yaşadık. Başkalarını sevdik ve hep saydık. Ama yaş bir şekilde kemâle erince anladık ki esasında biz hiç yaşamadık...Hep geride kalana üzüldük. Oysa hiç anlayamadık ki biz; "esas olan bugündür". Bugünü yaşayamayınca insan işte 'bu' durumda olur. Kendini yer bitirir de, eli telefondan düşer yere hep aramamak için sevdiğini. Yalın ve çıplak yaşayamaz kendisi olanını. Bir kere bile doğru dürüst söyleyemez; "ben seni seviyorum be!". Yolu hep yokuş tarafındaki sapağa çeker. Hep "ben senin yokluğunda bir hiçim, esasında ben, ben bile değilim" diye geveler durur ağzında. Süslü kelimeler/cümleler arar hep kafasının içinde bunun çıplaklık olduğu iddiası ile. Karşısındaki anlayamasın da kırmaya çalışsın karaya boyanmış aynalarını. İnsana kendisini gösterme şeklinin bu olduğunu düşünür belki de.

'FortuneTeller' diye adlandırılır insan kimi zaman karşısındaki tarafından. 'Karşısındaki' değil de 'yanındaki' olsun istemiştir belki de diğeri. Oysa anlayamamıştır birisi diğerinin sevgisini. Kendi yaşantılarının diğerinden üstte olduğunu düşünmüştür. Kendi acıları diğerininkinden büyüktür. Kişi kendinden geçmiştir aşkından dolayı ama diğeri hep eğlencededir, arkadaşları ile çok güzel günler geçirmektedir belki de. Kendisine değer verilmediğini düşünür, kendisine bakan göze esasında hiç bakmadığı halde. Kendi kafasında kendi sevgisini tartıp diğerini de diğer kefeye koyar ve itirazını yapıp mahkemeye başvurur. 'Bu böyle olmaz, ben bunu istemiyorum'...

Hakimin kararı bellidir;

- Yaz kızım. "İleride acı çekmemeleri ve çektirmemeleri adına iki sabıkalının da idamına...".

Böylece öldürürken biri diğerini, kendisi de ölüm yolunda en güzel adımını atmıştır. Oysa bir tarafın şimdiye kadar yaşadığı hayatında varolan ilk 'yaşanmış'tır belki de diğeri. Bunun farkına varamayıp da tetiği çeken olmuştur 'giden', acı vermemek ve de çekmemek adına. Shi(f)t tuşu yardımıyla bağlarını kopartmıştır tamamen silerek O' nu. Artık demirini toparlamış ve açılmıştır denize. Farkına varamaz ki esasında. Deniz çoktan buhar olup da bulutuna kavuşmuştur. Yağmur olup da geriye dönecek midir belli değildir. Önüne çıkan dağa bağlıdır. Yüksek ise o dağ, çabucak kavuşacaktır toprak denizine ve deniz de toprağına. Dağ çıkmazsa karşısına bulutun, toprak kuruyup çatlayacak ve üzerinde yeşertmeye çalıştığı yeşilliği de sarartacaktır.

Biz zaten ölü doğduk Jas. Doğduğumuzda içimizde yoktu ki terketmeler, kendi mutluluğumuzu düşünmeler. Sonradan satın almaya çalıştık bütün 'mutluluk' romanlarını ideefixe' den. Şimdiki mutlu yaşayanlara bir bak. Hepsi yaşamla dolu. İşlerine, okullarına devam ediyorlar hepsi. Patronlarının ya da öğretmenlerinin söyledikleri hep kulaklarında onların. Hakimin söyledikleri ise bizim kulağımızda.

- "İleride acı çekmemeleri ve çektirmemeleri adına iki sabıkalının da idamına...".

Sevgili Mırmırık, Derin Sular'a verdiğiniz cevaplar için sizi tebrik ediyorum. Tam benim duygularımı ifade ediyorsunuz. Özellikle de Çölaşan yorumlarınızla.

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi