Fatih bey site planından bahsedip yazmaya davet ettiğinde biraz tereddütle de olsa teklifini kabul ettim. Bu tereddüdümde çoğunu zevkle izlediğim genç ve maharetli kalem erbabı arasında yerimin olup olmadığı endişesi yanında, gelişigüzel formatta yazmanın verdiği rahatlığa eşlik eden alışılmış üslubu tutturamayacağım düşüncesi de etkiliydi. "Yahu ne dert ediyorsun, burada 'hafif şeyler' yazarsın" dediklerinde, acı acı güldüm, zira zaten ben zaten gayet 'hafif' yazıyordum ve dolmakalem benim için cidden 'ağır' bir yük olacaktı. Ancak verilmiş bir söze sadakat gereği iş başa düştü, bakalım arkası nasıl gelecek.
Ne yazayım derken, dolmakalem ibaresi takıldı gözüme. Yazma fiilinin en asaletli aracını, bir internet sitesinde isim olarak görünce biraz eskilere gittim. En son ne zaman bir dolmakalemle yazdığımı dahi hatırlamıyorum, ne tuhaf. Hâlbuki çok eskiden, yumuşacık ucu kağıt üzerinde kayıp giden gümüş uçlu bir dolmakalemim vardı. Birkaç kelime yazdıktan sonra biraz durup yazıyı hayranlıkla süzmek, yer yer mürekkebin kurumasını beklemek gibi detaylar aklıma geliyor. İşin özü iyi bir dolmakalem ve kaliteli mürekkepten ibarettir. Bu ikili düzgün bir kağıt üzerinde asla bozuk bir yazıya müsaade etmez. Muhtemelen başınıza gelmiştir, sanki kalem kontrolünüzden çıkar, yer yer "K"lerin ucuna, "n"lerin sonuna kendiliğinden hafif estetik kıvrımlar eklendiğini görürsünüz. Nispeten karmaşık yazma mekanizması ve şaşırtıcı tasarımının etkisini de unutmamak lazım elbette.
Dolmakalem deyince amcamı, hayatta bir gün dahi şıklığından, zarafetinden taviz vermemiş bir abideyi de hatırlarım. İlkokul yıllarımda yanına gittiğimiz orta halli esnaf dükkânında en ufak bir notu dahi hattat ciddiyetiyle ve mutlaka dolmakalemle yazar, sözüyle değil tavrıyla bize estetik dersi verirdi. Sanki dolmakalemle yazmasa gözümüzden düşecek, büyüsü bozulacakmış gibi kalemi zevk aldığını belli edercesine dikkatli tutan amcamın alelade bir tükenmez kalemle bir şeyler karaladığına asla şahit olmadım. Sanki bu hayran eden vasfın mütemmim cüzüdür dolmakalem de, çekiverdiğimizde bütün yapı yerle bir oluverecekmiş gibi gelir.
Artık dolmakalemlerin göstermelik bir hediye olma dışında pek fonksiyonu kalmadı. Modası geçen birkaç hevesli dışında, kibirli bürokratların "gereği için" havale edilen gereksiz evraklara kasılarak attıkları ihtişamlı imzalar ve ince paraflar için kullandıkları, pahalı takım elbiseleri tamamlayan bir mevki sembolü bugün dolmakalemler. Ben de şu saatten sonra dolmakalem kullanacağımı sanmıyorum. Devir değişiyor, dolmakalem de dahil unutmaya başladığımız çok şey var. Gariptir, elveda dediğim eski dost bu defa umulmadık bir yerden, bir internet sitesinden yeniden yazmaya davet ediyor bugünlerde, bana da düşen elbette icabet etmek olsa gerek.
Bendenizde modası geçen heveslilerdenim. Eğer bir satır yazı yazacaksam onu mutlaka dolmakalemimle yazarım. Çantamda mutlaka bir siyah bir mavi mürekkepli dolmakalem vardır. Yazarken parmağıma bulaşan mürekkebi bile seviyorum.
Evet, ben de "Modası geçen birkaç hevesli"den biriyim ve sürekli yanımda dolmakalem taşırım. Ama bir farkla: Sadece "Siyah" mürekkepli taşırım. Özellikle ödeme yaparken veya bir yeri imzalamaya kalktığımda benim kalemi çıkartmamı, yazarken teklemesini veya mürekkebin akmasını, elime bulaşmasını izleyen görevlilerin şaşkınlığı ve ısrarla tükenmez tavsiyeleri görülmeye değerdir. Tükenmezlere bir türlü ısınamadım. Hele ki dolmakalem'lerin yerini almaya çalışan sinsi pilot kalemlere hiç.
"Tükenmezkalem"deki ironiye her zaman şapka çıkarmışımdır. Dolmakalme hususunda ise yazacağım varsa da hevesim kaçmış durumda; Fethi Bey gene her zamanki mükemmel üslubuyla döktürmüş çünkü. Ustalara saygımız sonsuzdur efen'im!
Bu arada "Dolmakalem"in mürekkebi hiç tükenmesin der, sevgiler sunarım -hep saygı mı sunulacaktır?!
Bütün tanıdıklar neredeyse burada; ben de iki laf etmesem olmaz artık :-)
Ama, her ne kadar ben de 'Dolmakalem' kelimesiyle ilgileniyorsam da, galiba benim fesat yapımdan (ki, buna daha nazik arkadaslar 'muhalif'lik filan gibi kılıflar da giydirmişlerdir zaman zaman) olsa gerek, bende bu kelimenin negatif çağrışımları var.
Bittikçe murekkebi doldurulan, istendiğinde de istenen renk doldurulan kalem... I-ıh.. Fikir yazilari için bana iyi bir isim gelmiyor nedense.
Bittiği zaman kaldırılıp atılan 'tükenmez' kalem bu açıdan daha pozitif.
Neyse, kem söz sahibine aittir :-)
Hayırlı uğurlu olsun.
Yeni yorum gönder