Ne zaman pırasa yesem kusarım. Hani o talihsiz iki köpeğin (Zolotisty ve Boy) Pavlov'un zili ile salyalara bürünmesi gibi. Ben, kreş yıllarında, Pavlov'un klasik koşullu şartlanma deneyine güzel bir örnektim.
Çocukluk yıllarında, ailemin beni gönderdiği kreş, Pavlov'un deneylerine yakın bir metot uyguluyordu:
Kreş öncesi yıllar
Pırasa --> Leziz
Kreşe gittiğim yıllar
Her gün pırasa --> Kusmak
Size garanti veririm ki, eğer birkaç ay boyunca her gün, öğle yemeklerinde pırasa yerseniz, siz de benim kreş yıllarında göstermiş olduğum bu davranışı sergileyemeye başlayacaksınız. Belki isminiz Pavlov kadar duyulmayacak (etrafı kusarak batırdığınız için) fakat en azından klasik koşullu şartlanma konusunda kendi üzerinde yapmış olduğunuz bu deney, size bir nebze de olsa bilim adamı gibi hissettirecek. Gerçi benim üzerimde yapılan bu deney, bana kusmak dışında fazla bir his vermese de, verdiği en önemli şey, kreş yıllarından bugüne, içinde pırasa olan hiçbir yemeği yiyememem oldu. Hep merak etmişimdir, nereden onca pırasayı bulup, öğle yemeği yapıyorlardı bilemiyorum fakat hemen hemen her gün, öğle yemeğinde, bir çeşit pırasalı yemek bulunuyordu menülerinde. Belki de ilk işleri olan "Pırasa Tarlası" işletmeciliği, finansman sıkıntısı yüzünden battı ve onlarda kreş açmaya karar verdi. Kim bilebilir?
Gerçekten çok iyi anlıyorum Pavlov'un köpeklerini. Zavallı hayvanlar, Pavlov'un acımasız zilinin pençesinde acı çektiler yıllarca. İlginç olan ne biliyor musunuz? Rusya'da, herkesin severek yediği, içinde hindi olan bir salata var. Bu salatanın ismi "Zolotisty Salatası" ve bu salatanın içinde hindinin haricinde başka bir malzeme daha var: pırasa. Acaba tamamen bir rastlantı sonucu mu verilmiş bu isim? Yoksa bu salataya Pavlov'un köpeklerinden birinin ismini verenler, Türkiye'de ki bir kreşin, çocuklar üzerinde yaptığı pırasa deneyinden mi esinlenmişler? Cevabı ben de bilmiyorum.
Zolotisty ismi, yalnızca bir köpek ya da salata ismi değil. Aynı zamanda golden porto cinsi bir şarap ismi Rusya'da. Öyle pahalı bir şarap da değil bu. Şişesi yaklaşık 1 lira. Ucuz, köpek (Zolotisty) öldüren cinsten.
Sözünü ettiğim bu kreş, pırasa tarlası işletmeciliğinde olduğu gibi, kreş işinde de çok başarılı olamadılar ve açıldıktan kısa bir süre sonra kapatıldı. Hatta anne ve babaların bu kreşten çok memnun olması bile bu gerçeği değiştirmedi. Kreşlerden sorumlu devlet bakanlığı, kilidi vurdu kapılarına ve kreş ehliyetini, sonsuza kadar ellerinden aldı bu kişilerin. Bunun nedeni, her gün çocuklara verilen pırasa yemeği falan değildi. Kapatılmasının ana nedeni, anne ve babaların bu kreşi neden bu kadar çok sevdiği ile ilişkiliydi. Ebeveynler, bütün gün çalıştıkları iş yerlerinden yorgun argın evlerine döndüğünde, çocuklarıyla oynayacak zamanı bulamıyorlardı. Bunun çokta önemi yoktu çünkü bu kreşe giden çocuklar, kreşten döndükten sonra inanılmaz uysal bir halde, bir müddet ailesi ile zaman geçiriyor sonra da uyuklamaya başlıyorlardı. Çocuklar, her gün, yarı uykulu eve geliyorlardı. Aileler ise, çocuklarının kreşte oynayıp, zıplayıp, bütün enerjilerini kreşte harcadıklarını, bu nedenle eve, kendileri gibi yorgun argın geldiğini sanıyorlardı. Bu konuda yanılıyorlardı çünkü bu kreşe giden çocuklar, kreşte oynayıp, zıplamıyorlardı. Kreşte, evde yaptıkları gibi yalnızca uyuyorlardı.
İşte size benim geliştirdiğim ve sözünü ettiğim kreşle ilgili "Zolotisty Komplo Teorisi":
Eğer, bir tabak dolusu pırasalı hindi salatasını (Zolotisty Salatası), bir şişe ucuz şarapla (Zolotisty şarabı) yerseniz ne olur? Cevap uyuklamaya başlarsınız. Hindi içinde bulunan ve insanlarda uykuya neden olan L-Tryptophan ile şarabın alkolü sizi birkaç saatliğine derin uykulara gönderecektir. İşte çocukluk yıllarında gittiğim kreşte aynen bunu yapıyordu çocuklar üzerinde. Bize, her gün öğle yemeğinde pırasa veriyor fakat yaşımız nedeniyle şarap yerine başka bir şey kullanıyorlardı: uyku ilacı.
Her gün bizler, pırasa yiyip, kustuktan sonra kod ismi "vitamin hapı" olan uyku ilacı alıyor ve uyumaya başlıyorduk. Bütün çocuklar uyurken, ellerine geçen onca zamanla ne yapıyordu kreş görevlileri bilemiyorum! Belki de arka bahçede yan gelir getiren pırasa tarlalarında çalışıyor ve bizlere öğle yemeklerinde yedirmek üzere daha fazla pırasa ekiyorlardı tarlalarına. Kim bilebilir!
Yıllar sonra, anneme neden bu kreşin kapandığını sorduğumda, bana, bu kreşe giden bir çocuğun, "vitamin hapını" içmek yerine cebine koyduğunu ve bu çocuğun ailesinin bu hapı bularak, yetkililerin yolunu tutuğunu anlattı. İşte o gün, yetkililer, bizi "Zolotisty Pırasa Kampından" kurtardı fakat o gün bugündür, ne zaman pırasa yesem kusarım.
Çok ilginçmiş gerçekten. Pırasa'dan ben de nefret ederim. Hatta pişmemiş olan halinin kokusu bile benim başıma sancılar girmesine sebep olur. Benim kişisel Pırasa nefretimin altında da bir çocukluk anısı vardır ama dur bakalım yakında gelir aklıma.
Ben hiç pırasa yemedim, en azından yediğimi hiç hatırlamıyorum... Buna benzer bir şartlanma örneğim var fakat.
İçli köfte en sevdiğim yemekti. Annem çok güzel yapar. Orta okuldayken eve döndüğümde içli köfte yediğimi ve ertesi gün çok kötü bir şekilde hasta olduğumu hatırlıyorum.
Arada hiçbir mantıklı sebep yoktu. Fakat, 25 yaşına kadar asla içli köfte yememiştim... ;)
Pırasa konusunda yorum yapan arkadaşlar bir kreşte uyku hapı kullanılması hususunda hiç yorum yapmamış. Enteresan doğrusu.
Benim sorunum daha büyük. Çünkü ben domates yiyemiyorum. Görünce ve kokusunu alınca midem kalkıyor. Yani benden şanslısınız. Çünkü pırasa her yemekte kullanılmıyor. Iha ıha ıha. Bunlar ağlama sesim. Çünkü acınacak haldeyim neden yiyemediğimi bilmiyorum. :(
Eminim bu derin iz devam ediyordur! Hayatınızın en önemli yıllarını böyle kötü izlerle doldurmuşlar. Bende ilk ve orta okulda öğle aralarında yemekhanelerde yedim o yüzden birçok yemekten nefret ederim. Pırasasız sofralara inşallah.
Valla çocukluğa inilince bir çok olayın nedeni bulunuyor da merak ettim: Hangi akla hikmet uyku hapı veriyolarmış? Çünkü bazı yetişkinlerin bile bünyesi kaldıramaz bu tür hapları. 10 mg olup da 2 gün kendini aptal hissetmene neden olan hapları biliyorum...
Ama Türkiye burası ve canım Türk insanları.
Yeni yorum gönder