Kan Tutar

Etiketler:  

"İlk aşkım olduğunu biliyormuydun." dedi bana. "Biliyordum" dedim. "Ve hayatım boyunca herşeyi seninle kıyasladığımı?" diye devam etti. Durmasını söyledim ona, söylediklerinin içimi kanattığını... Ama o durmadı: "Hayatım hep seni düşünmekle geçti mesela. Her şeyde biraz sen vardın. Her mutsuzluğumda seni düşünerek mutlu oldum. Çünkü ben kin gütmeyen biriyim. Kader deyip geçiyorum hep. Kimseyi senin yerine koyamadım. Sense bunu hiç bilemedin." Dayanamadım: "Sen hiç bir şey söylemedin ki! Bunları nereden bilebilirdim? Kapalı bir kapıydın hep benim için!" diye isyan ettim. "Kilidi açmaya çalışmadın çünkü. Anahtar elindeydi aslında. Sevsen yeterliydi. Ben gözlerine bakardım hep. Sense başka gözlere..." diye noktaladı sözlerini. Bir sessizlik oldu ardından.

O an bir film şeridi gibi geçti yıllar gözümün önünden. Çok gerilere gittim. Ağladığım zamanlara... Kalbimin katılaşmadığı, bir çocuk gibi her inleyen tınıya kendimi kaptırıp, sarsıldığım zamanlara... Sonra o tınılardan biri çıktı geldi kulaklarıma:

Leblerimle emrine amadedir canım benim.
Alda bir buseyle öldür, haydi cananım benim.

Lal olur birden dilim, bilmem neden görsem seni?
Görmesem kalmaz kararım, dinmez efganım benim.
Hasta gönlüm çok zamandır iftirakından harab.
Olmadım bir lahza rahat, geçti devranım benim.

Mübtelayım bir ümitsiz gizli derdin zehrine,
Bu sebepten her geçen gün düştü dermanım benim.

Yok teselliden nasibim, vermeyin zahmet bana.
Etmeyin bunca eziyet az mı hicranım benim?
Kan tutar, sen her bakışta kasdedersen canıma.
Yaremi sar, merhem ol da akmasın kanım benim.

Baktım susmuştu o da... Hatırlamıştı herşeyi. Ağlıyordu dinlerken. "Tek kapalı kapı ben değilmişim demek ki." dedi. İkimiz de sustuk tekrar. Uzaklara bakakaldık. Olmayan geleceğimize, yaşanmamış geçmişimize doğru...

Bazen bu kadar sevsen de, yıllarca her başka bedende aklında olan kişiyi yaşasan da, insanın aklında geçmişten izlerin ışığı vardır. Bu ışıklar olmaz dedirtir. Oysa sevmek kavramı anlıkta olsa sizinle bütünleşse de, susmak gerekir.. Bu noktada sevilen geçmişe ve geleceğe diye kadeh kaldırmakta en güzelidir.. Sevgi dolu geleceklere...

Çok hüzünlü bir aşk hikayesi bu, söyleyecek çok kelime bulabilirim de hangisi senin aşkı ifade ediş tarzındaki duruluğu yakalayabilir? İşte bu konuda şüpheliyim. Bir de nereden buluyorsun bu hüzünbaz betimlemeleri? Neden senin hikayelerinde hep ayrılık, keder, hasret v.s. var? Bir kere de kahramanları mutluluk pozu veren bir karede toplasan. Ama haklısın, seversin kavuşamazsın 'Aşk' olur değil mi? Diline yüreğine sağlık.

Sevmekle olmuyor. Bazen başka şeyler lazım. Yazı çok güzel olmuş paylaştığın için teşekkürler.

Neden insanlar birbirleri arasına aşılmaz, bitmek tükenmek bilmez duvarlar örer? Neden bir yerde karşısındakini ümitsizlik deryasının tam orta yerinde ayağına çapa bağlamışcasına derinlere gömerler? Neden bir el, bir kayıkla dertlerine derman olmayı istemezler? Kendini bu kadar gizlemek, küçücük bir iyimserlik bile göstermeyi acizlik saymak, çok övündükleri o duvarlarında koskocaman bir gedik açılacağı düşüncesi neden onları bu kadar fazla yıpratır ve yorar? Böyle giden hangi hikayenin mutlu bir sonuna rastladık ki biz? Hangisi bizim yüzümüzde tatlı bir tebessüm oluşturmaya muktedirdir? O zaman bu kendimize duyduğumuz aşırı güven, bu sonu gelmeyen bencillik niye? Yanıbaşında sana bakan, senin bir gülüşünü dünyalara değişmeyen bir çift göz varken neden onları farketmeyip ya da beğenmeyip açgözlü davranırız? Bu doyumsuzluk gençliği alıp götürdükten ve geriye buruş buruş bir yüz, çökmüş bir silüet kaldıktan sonra maziden dem vurmak, gönlü avutmak, giden kaybedilen zamanlardan af dilemek, eski sevgilerin ardından gözyaşı dökmek, hayıflanmak neye yarar? Neyi tamir eder, neyi geri getirir? cevap basit: Hiçbir şeyi... Ve en içimi acıtan şeydir bu. Bu his yılgınlığını neden herkes yaşadığı ve anlattığı halde diğerleri bunlardan kendilerine ders çıkarıp aynı hatalara düşmemek için birşeyler yapmazlar? Sanırım bunu kimse yaşamadan anlayamıyor ama acısı derin ve yakıcı oluyor. Sürekli sızlayan, kanayan, çağlayan bir kan nehri... Bunların hepsi bu kalın duvarlar ve kilitli kapılar yüzünden. Hala direniyor musunuz? Kurallar koyup çevrenizi çitlerle mi örüyorsunuz? O zaman şüphe yok, siz de günün birinde bu pişmanlığı en derin şekilde yaşayacaksınız demektir. Ve kaçınılmaz son: gözleriniz ve yüreğiniz uzun ve keder dolu bir yolculuğa çıkacak. Olmayan geleceğinize yaşanmamış geçmişinize doğru...

Çok güzel bir yazı, elinize sağlık...

Gerçek aşk sence nedir? Gözyaşlarıyla biten son mu? Kadehlerde aranan
tesellimi? Yoksa kalpleri dolduran bir arzu mu? Tüm bir ömrü feda etmek
mi? Yoksa uğruna ölmek mi?

Gerçek aşk nedir? Tatlı sözlerle aldatıp, umut
verip, kandırıp sonra terk edip gitmek mi? Sence gerçek aşk nedir?NEDİR????

“Bazen seversin, yüreğini yarar…” Harika bir deneme olmuş. Okumaktan zevk aldım. Bu denemeyi bize kazandırdığın için sağol! :)

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi