TRT Ana Haber Spikeri

Çoğu zaman hayattaki kötü şeylerin bizim yada sevdiklerimizin başına gelmeyeceğini düşünürüz.

Ama hayat işte...

Bir bakarsınız; anneniz kanser olmuş, babanız kalp kirizi geçirmiş,bir yakınınız ölmüş...

O kötü şeyler, ta burnunuzun dibine kadar gelmiş...

Ege’nin şirin bir şehrinde geçti ilk gençlik yıllarımız. Üç kız arkadaş... Birlikte çıkmıştık hayat yoluna. Ders çalışmak için bir araya gelir, kâh çalışır kâh hayallere dalardık. Hepimizin okumak istediği üniversite farklıydı. Ama en büyük hayalimiz aynı şehri kazanmaktı. Ve galiba hep İzmir’de okumayı isterdik. ÖSYM bizi üç ayrı kente savurduğunda sene 1986 idi.

Sıkı dostlardık, şehirlerimiz ayrı olsada biz hiç ayrılmadık. Birimiz Ankara’ya hukuk okumaya gitti ve bir yandan okurken bir yandan da spiker oldu. Hiç şaşırmadık. Çünkü, çalışmaktan sıkıldığımız anlarda eline kağıtları alıp 'evet şimdi haberler' diye başlardı. Bize mahalleden, okuldan, evden kendi derlediği haberleri son derece ciddi bir eda ile okurdu. Biz katıla katıla gülerdik. Hele bir Yunanca haber sunuşu vardı ki... O zamanda diksiyonu düzgündü. O zamanda haber okumak ona yakışırdı.

Evet 17 yılını verdi bu işe. TRT ana haberin sunucusu oldu. Kaç kişi tanırdı düne kadar bilmem ama dün birden bire gazetelerde boy gösterdi. Hem de hiç haketmediği, istemediği bir şekilde. İç çamaşırlı fotoğrafları, onu gazetelerin birinci sayfasına taşıdı. Söylenecek çok şey var ama içimden hiçbir şey söylemek gelmiyor. Konu yargıya gitti. Kimin yaptığı çıkacak elbette ortaya. Zaten ayan beyan ortada ya...

Çok ahlaksızca insanın isteği dışında özel hayatının ortaya saçılması. Çoğumuz bunda mutabığız mutabık kalmasına da... Bugün bir gazetenin yazdığına göre Fulin Arıkan ismi internette en çok arananlar listesine girmiş. Evet kınıyoruz, yerden yere çarpıyoruz bunu yapanları ama galiba bir yandan da "dur bakalım bu resimlerde ne varmış" demekten de kendimizi alamıyoruz. (Ki inanın bana hiçbir şey yok.) Galiba içimizde bir rontgenci yaşıyor ve bu tür resimleri, videoları yayanlarda işte bundan medet umuyor.

Dostoyevski’nin bir sözü geliyor aklıma; "Herkes her şeyden sorumludur." Hepimizin payı var bu duruma gelmemizde. Bizler bunlara baktıkça, aradıkça; birileri bunları ortalığa saçmaya ve ister tanınmış olsun ister tanınmamış birilerinin de canını yakmaya devam edecek.

Ama hayat işte...

Bir sabah uyanıp burnunun dibine gelince, bir kez daha anlıyor insan; kötü şeyler hiç de sandığımız kadar uzak değil bize, sadece bir “tık” mesafesinde...

Geçecek elbette, bu da unutulacak. Ama başkalarının başına gelmeye devam edecek. Ve bizler, çok yakınımıza gelinceye kadar, lanetleyip duracağız. Çok yakınınıza geldiğinde hissettiğiniz ilk şey, çaresizlik olacak. Teknoloji karşısındaki savunmasızlığımızın çaresizliği...

Belki o zaman bir çare ve hatta tek çare gelecek aklınıza… "Lütfen özel hayatıma bakmayın, bu benim isteğim dışında size ulaştı. demek isteyeceksiniz. Ama ne yazık ki sesinizi kimse duymayacak.

Çok üzücü! İnsan sanki kendi başına gelmiş ya da hep gelebilirmiş gibi hissediyor. Mahremiyetin içinin boşaltılması insanı sahipsiz ve de çaresiz bırakıyor. Güvene yaslanan ilişkilerin durduğu zeminin belkide hiç sağlam olmadığını böyle olaylarla yüzleşince insan anlıyor ve korkuyor! Güvenebilir miyiz birilerine, birşeylere?

Evet büyümek, daha doğrusu yaşlanmak tam da böyle bir şeymiş. Eskiden hep başkalarının başına gelenler artık bizimde başımıza gelmeye başlıyor; ölümleri, ciddi hastalıkları, talihsiz kazaları, ihanetleri, boşanmaları yaşar olduk seneler geçtikçe. Ve hayatın ciddi yüzüyle tanışıyoruz. Teknoloji kolaylaştırıyor belki bu şerefsizlerin işini ama insanlık, onur, ahlak gibi değerlerimizi kaybetmemiz maalesef internetten çok önce başladı.

Kendi başıma gelmiş gibi hissediyorum, kızgın ve çaresiz. Neden değerlerimizi yitirmeye başladık, neden insanlığımızdan çıkıyoruz anlamak mümkün değil. Elimizden yapacak bir şey gelmiyor, zaten yapsak aynı seviyeye ineceğiz. İlahi adalete inanmak istiyorum, sanki tek çıkış yolu bu gibi geliyor. Bunu yapanın cezalandırılması yaşanan kırgınlıkları ne derece iyileştirir bilmem ama bir nebze içimi ferahlatabilir...

İyi de bir insanın mahremiyeti bir başka insanın eline nasıl bukadar kolayca geçebilir? Daha enteresan bir sorum olacak; Kaçımız iç çamaşırlarıyla resim çektirmişizdir ya da bu resimler bizim gıyabımızda nasıl çekilebilir ki? Ya insan nerde soyunur(?). Evinde (yatak odasında) banyoda yani sadece duvarlar ve Allah şahittir bu duruma...Ç ok şaibeli bir durum.Tabi olayın bide şu boyutu var: sevgilisi filan varsa ve onun yanında... Her ne olur ise olsun sonuçta hemcinsim olduğu için savunmayacağım, yapılan eylem etik açıdan çok çirkin ve affedilmez bir durumdur.Geçmiş olsun arkadaşınıza tabi geçerse...

Açıkçası yorum yazmak gibi bir niyetim yoktu bu yazıyı okurken. Fakat Ebru Balıkçı'nın yorumunu okuduktan sonra dayanamayıp bu yorumu yapıyorum :) Kendisinin yorumuna diyebileceğim tek bişey var: yuh diyorum yani :D Daha fazlasını demek istemiyorum burada. Bir bayanın fotoğraflarının bu şekilde yayınlanması ve isminin bu şekilde gündeme gelmesinden sonra, başka bir hemcinsinin olayı bu şekilde ele alışını anlamak çok zor gerçekten. Ben mi feministim yoksa :P Fotoğrafların nasıl çekildiğinden, kimin çektiğinden kime ne? O sadece o kişiyi ilgilendirir. Önemli olan bunun gazete manşetlerine "TRT spikerinin iç çamaşırlı fotoğrafları" diye taşınması rezilliğidir sadece. Hiç kimse bunu haketmez. Olayı bu şekilde yorumlayanların da günün birinde özel hayatlarına ait bişeyler gazetelere ya da insanların diline düşerse ne hissedecekler acaba? O zaman ben de derim; geçmiş olsun, tabi geçerse :)

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi