Dolmakalem - Yazılamayan yazılar

  • İletişim
Anasayfa

Ecevit'in Ardından

Fatih Taşkıran — 14 Kasım, 2006 - 05:49

Türkiye'de siyasetin 50 yılına damgasını vuran Bülent Ecevit geçtiğimiz gün toprağa verildi. Bilenler bilir, siyaseti ve kısır tartışmalarını sevmem. Zaten burada Ecevit'in siyasi yaşamını değil, bu vefat haberinden sonra yaşananları tartışmak istiyorum. Çok değil, ölümünden bir gün öncesine kadar birçok kişi Ecevit'in siyasi yaşamındaki yanlışlarından ve bunun kendi hayatına yansıyan maliyetlerinden dem vuruyordu. Hele iktidarının son günlerinde, seçime doğru ve seçimden sonra medyada irili ufaklı tüm gruplar, gazeteler, TV ve radyolar, kısacası herkes Ecevit'i yerin dibine sokmuştu. Şimdilerde ise herkes Karaoğlan güzellemeleri yazmakla meşgul.

Millet olarak hem dini hem de geleneklerimiz ve kültürümüz vesilesiyle "ölünün arkasından konuşulmaz" düsturumuzun olduğunu biliyorum. Amacım elbette şu yas ve taziye günlerinde Ecevit'i ve sevenlerini rencide etmek değil ama bu abartılı güzellemelerin neden olduğu ikiyüzlülük midemi bulandırıyor. Her ölenin kahraman olduğu ülkemizde insanın "Peki şimdiye kadar neden?" diye sorası geliyor. Hatırladığım en son benzer iğrendirici yalakalık, Aziz Nesin'in vefatından sonraydı. Yıllarca bu edebiyatçıyı, yaşamını ve eserlerini en aşağılık sıfatlarla tanımlayanlar bile ölünce hakkında abartılı yalakalık ya da yalancı vicdan kokan yazılar yazmışlardı.

Pekala neden böyleyiz? Neden hiçbir şeyde orta yolu tutturamıyoruz? Görüşlerimiz neden bu kadar değişken? Fanatikliği çok sevdiğimizden mi? Dilimizin ölçüsünü kaçırıp, pişman olduğumuzdan mı? "Ölünün arkasından konuşulmaz" kaidesinden mi? Sebep belki de bunlardan biridir veya hepsidir. Ama ortaya çıkan tablo o kadar gülünç ki... Kimliği ve hakkında düşünülenler ne olursa olsun, insanların ölünce kutsanması belki de sadece bize has bir durum.

Naçizane sayın Ecevit konusunda fikirlerime gelince: Kendisi ülkemizin gördüğü nadir mütevaziliğe sahip siyaset adamlarındandır. O, bulunduğu konum ne olursa olsun hep kolejli bir şehir çocuğuydu. Nazik ve kırılgan... Gazeticilik, edebiyat ve siyaseti bir arada götürebilen nadir insanlardandı. Yaşamı boyunca emsalleri gibi "götürmemesi", sade ve naif bir hayat yaşaması bugün herkesteki üzüntünün ve takdir duygularının en temel noktalarıdır.

Ancak ne yazık ki siyasi hayatı çok çalkantılıydı. Bir çok dürüst insan vardır ülkemizde ama ne yazık ki onları başbakan yapamazsınız. Çünkü siyaset yapabilecek insanlar farklı meziyetlere sahip olmak zorundadırlar. Ecevit ne kadar namuslu ve mütevazi ise çevresindeki bir çok kişi de o kadar hırsızdı ne yazık ki. Türkiye'nin "umudu", "kurtarıcısı" Karaoğlan, ne yazık ki Türkiye'nin kayıp geçen son 30 yılının müsebbiblerinden biridir. Bizim kuşağımızın şahit olmadığı ama yaşayanların iyi bildiği kıtlık dönemlerinden, kargaşa ve anarşinin yükselmesine, 12 Eylül'den, siyasi krizlere, banka hortumcularından, büyük ekonomik çöküntülere dek bir çok acılı dönemin aktörlerindendi. Yine ne acıdır ki dürüstlüğü ile ön plana çıkmasına rağmen, siyasi hayatının ilk döneminde Demirel ve Erbakan, ikinci döneminde ise Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli gibi aktörlerle birlikte bir çok kuşağın ve ülke tarihinin büyük bir bölümünün sömürülmesinde/kaybedilmesinde önemli rol oynamıştır ve dürüstlük imajına halel getirecek birçok uygulamaya da imza atmıştır (Bkz: Güneş Motel olayı).

Ecevit'in siyasal yaşamı bütünüyle hatalardan ibaret değildi. Faydalı icraatları da oldu. Birçok ilk onunla beraber yaşanmıştır mesela. Bir insanın hayatından bahsederken bütünüyle "iğrenç" ya da "efsanevi" olamayacağının farkında olmak gerekir. Fanatikliğin her ucu da iğrençtir. Ecevit'i veya herhangi bir kişiyi sadece hatalarını sayıp yerden yere vurmak da, bütünüyle yüceltip evliya mertebesine yükseltmek de aynı derecede mide bulandırıcıdır. Yaşarken insanları yerin dibine sokarak, ölünce de bütün yaşananları unutup, aklayarak bir yere varılamayacağını görmemiz gerekiyor.

Toplum olarak hayata, insanlara ve olaylara daha objektif bakmamız dileğiyle...

Sevgili Editör, İyi hoş

Marko Paşa (doğrulanmamış) — 15 Kasım, 2006 - 20:01

Sevgili Editör,
İyi hoş yazmışsınız da, gördüğünüz gibi yas dönemi bitmiş, herkes unutmuştur Ecevit'i. Doğal olarak yorumda gelmiyor hiç. Yaptığınız vurgular önemli. Ama bu millet şahıslar ölünce tüm geçmişi unutuyor ne yazık ki. Medyadakiler timsah gözyaşları olabilir ama sokaktakiler, sevgili halkımın saflığını gösterir. Eğer bu millet yukarıda saydığın bunca yaşananı unutmuşsa bir anda zaten ikaz etmeyin boşuna, işiniz olmasın hiç. Siz "Gamzedeyim Deva Bulmam"ın devamındna haber verin bakiim.

  • cevapla

Muhterem Marko bey (yoksa

Devletşah (doğrulanmamış) — 15 Kasım, 2006 - 20:35

Muhterem Marko bey (yoksa paşa mı demeliyim);
Kimse Ecevit'i unutmamıştır malesef. Dün 3 farklı kitapçının (Dost, Remzi ve D&R) bütün vitrinleri Ecevit'in yazdığı, Ecevit hakkında yazılan kitaplar ile doluydu. Sokaklarda Ecevit'in şiirlerinden bestelenen şarkılar çalınıyordu. Daha durun. Devlet mezarlığından Gölbaşı'nda alınıp anıt mezar yapılması düşünülen yere nakledilirken de hatırlayacağız. Onu bize böyle melek adam olarak hatırlatmaya çalışmalarına illet oluyorum.
Birisini tanıyorum. O kadar çok çekti ki onun o icraatlarından mavi gömlek görmek istemiyordu. Esas problem onu öyle hatırlatmaya çalışanların (medyanın) biz halka aptal muamelesi yapması. Biz onu hiç öyle hatırlamıyoruz. Sesi çıkanlar öyle hatırlıyor diye o öyle değildir. Bu yazı bundan sonrasına not düşmek bab-ında çok başarılı olmuştur. Çünkü bundan 10 sene sonra dönüp bakıldığında hep son bir haftada yazılan yazılara ulaşılacak.

  • cevapla

Sevgili Manhem, Merak

Umut (doğrulanmamış) — 15 Kasım, 2006 - 22:04

Sevgili Manhem,
Merak etmeyin. Bu konuda bu tarz düşünen sadece siz değilsiniz.
Buyrun Nihat Genç'ten Ecevit yorumu:
Bölüm 1: http://www.youtube.com/watch?v=egW9uj_Se7Y
Bölüm 2: http://www.youtube.com/watch?v=IHzSZ65zgxc
Bölüm 3: http://www.youtube.com/watch?v=Zmpa_fqUlso
Devletşah hanım'a katılıyorum. Bir çok kişi elbette icraatlarını unutmamıştır. Biraz yufka yürekliyiz herhalde, sadece o kadar.

  • cevapla

Sevgili Marko

Manhem (doğrulanmamış) — 16 Kasım, 2006 - 02:33

Sevgili Marko Paşa,
Devletşah hanım'a kaıtlıyorum. Zaten bu güzellemeleri yazanlar irili-ufaklı, her kesimden medyadakiler. Kızgınlığımda onlara zaten. Hoş halk da unuttuysa eğer dediğiniz gibi onların sorunu. politikacı değilim ki halkla ilgileneyim.
Umut Bey, Nihat Genç videoları için teşekkürler. Evet ortak noktada buluştuğumuz yerler çok var Nihat Genç'le bu konuda ama tabii o biraz daha duygusal konuşmuş. Ne de olsa "Türkiye'nin vicdanı"...

  • cevapla

Ecevit'i hatırlıyorum. En

Umut IŞIK (doğrulanmamış) — 16 Kasım, 2006 - 15:09

Ecevit'i hatırlıyorum.
En uygun zamanlarda cesur çıkışları ve yerine oturan davranışlarıyla hatırlıyorum. Dürüstlüğü ve eşine olan sevgisini hatırlıyorum.
Aynı zamanda kötü bir yönetici olduğunu da hatırlıyorum. Çoğu zaman yönetmek yerine yönetildiğini bize ve kendisine acılar çektirdiğini de hatırlıyorum.
Ama cenazesinin bu şekilde siyasi rant için kullanılması beni çok üzdü. Cenazesinde "Türkiye Laiktir Laik Kalacak" sloganları atıldı. Ama siyaset hayatının son döneminde Ecevit'in birçok kez Fethullah Gülen ile bağlantılı olduğu ve faaliyetlerine göz umduğu konusunda aynı çevrelerce eleştirildiğini de hatırlıyorum.
İlerde Ecevit'i hatırladığımda bir şey daha gelecek aklıma. Cenazesinin bir kez daha siyasetimizin ne kadar bayağılaştığını gösterdiğini hatırlayacağım.

  • cevapla

Tuhaftır insanımız

İzler (doğrulanmamış) — 16 Kasım, 2006 - 17:19

Tuhaftır insanımız duygusallığı ile bu insanları nasıl sırtında taşıdı? Şaşılacak olan ise taşıdığı insana hastalığı devresinde nasıl da utanmadan sayıp döktü? En çok desteğe -ki hastalar bir selama bile sevinirler- ihtiyacı olduğu bir devrede neredeydi bunca kalabalık insanımsı gurüh? 0,003 lük bir kesimin tamamı mı toplanmıştı Ankara da? Maksat üzüm yemek değildi; bağcıyı çoktan kovmuştu bağ sahibi. Gövde gösterisi desen değil, içlerindeki öfkeyi kustular meydanlarda. Mavi gömlekli, beyaz güvercinli ülkeyi batırdığı halde sempatik olduğu söylenen bir insanın ardından... Benim de birçok dostum var herhalde öldüğüm zaman anlarsınız.

  • cevapla

Sevgili Editör ve sayın

Marko Paşa (doğrulanmamış) — 16 Kasım, 2006 - 17:40

Sevgili Editör ve sayın Devletşah Hanım.
Elbetteki bu yazı tarihe bir not düşülmesi açısından önemlidir. Fakat şunu da unutmayın ki kitleler önlerine ne konursa onu yiyen evcil hayvanlara dönüştü. Eh şu günlerde halkımızdaki duygusallığı da buna bağlamak lazım.
Ecevit'in zararından en büyük payı alanlardan biriyim. O ve yazıda da adı geçen partnerlerinin icraatları sayesinde bu çok sevdiğim şehri ve ülkemi terkedip yıllardır gurbette çalışıyorum. Ülkeme olan güvenim o kadar sarsıldı ki uzunca bir süre hiçbir şeyden ümidim yok.
Nihat Genç'in yorumlarını ilgiyle izledim. Benim de zaman zaman hırsım yükseldi. Burada sayfalarca birçok şey anlatırız ama şu duygusal günlerde ortamı bozmayalım değil mi?

  • cevapla

Ecevit'in arkasından

İsmail (doğrulanmamış) — 17 Kasım, 2006 - 18:20

Ecevit'in arkasından Eşref'in şu iki kıtasından başkaca söylenecek birşey yoktur. Mütevazi, iyi adam, sanatçı, tercüman, şair! ilh. olmak siyasette, pratik hayatta hiçbir işin hakkından gelememeye, basiretsizliğe, muvaffakiyetsizliğe kılıf olabiliyorsa, çok güzel canım..
Sağ ve Sol yahut bu millet hadiselere hep hissi bakıyor ve bu yüzden de hep kaybediyor, kayıp kıta mı bulundu, google earth evimize girdi, biz hala batı'nın 200 yıl önce bitirdiği sınıflaşmayı bitiremedik. Engin baba hergün yazıyor.
O yüzden ben hadiselere bir Osmanlı gibi bakarım, hissi bakmam, ve bir Meşrutiyyet yahut Tanzimat Osmanlısı gibi değil, bir fütühat devri Osmanlı adamı gibi bakarım. Çünkü diğerleri hem ezik hem hissidirler, o dönemde olan melankolikliğe, ezikliğe bakarsanız bugünde aynısını görürsünüz ilh. Daha yapacak çok işimiz var bu yüzden şöyle böyle olmalıyız felan filan. Sözü koca şair Eşref'e bırakıyorum :
Vükelâ kabrine heykel dikelim şöyle yazıp
Ki: «Bunun hâl-i hayâtında yeri münhal idi;
Sanmayın yevm-i vefatında bilindi kadri,
Sağlığında yine bu böylece bir heykel idi.»
Beyt-i atîyi reva eylese herkes nakarat,
Vali Paşa bu gece dâr-ı bekaaya gitti;
Hîç iş görmedi eyyâm-ı hayâtında habîs,
Millete, memlekete öldü de hizmet etti.
Ne köylüler belediyelerden götürsün, ne darbe olsun, ne de sözüm ona devrimciler, solcular ilh. En kıytırık tercümelerle, dilsiz, tarihsiz bize tahakküm etsin, zaten bu devirde de hiçbirinin şansı kalmadı, son sözü de bir devir kapatan adama verelim Fikret gelsin ve halimizi anlatsın :
Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Haluk,
Eğer bu memleketin sislenen alın yazısı
Dirençli, dinç bir elin güçlü, canlılık verici
Dokunmasındaki titremle silkinip, şu donuk,
Şu paslanan yüzü halkın biraz gülerse... -- O gün
Ben ölmemiş bile olsam, hayata pek ölgün,
Pek az ilişkim olur kuşkusuz; -- o gün benden
Ümidi kes; beni kötrüm ve boş muhitimde
Bütün acımla unut; çünkü kör, topal, tükenik
Bakışlarım seni geçmişte görmek ister; sen
Bütün etin, kemiğin, kimliğinle yarısın:
Ve şarkılar gibi hep hep kulaklarımda sesin...
Evet, sabah olacaktır, sabah olursa, geceler
Geçer, kıyamete dek sürmez; en sonunda bu gök
Bu mavi gök size bir gün acır; usanma sakın.
Hayata neş'e güneştir, usanç içinde kişi
Çürür bizim gibi... Siz, ey yarın uzaylıların
Küçük güneşleri, artık birer birer uyanın!
Tükenmez özlemi vardır ufukların ışığa,
Işık, ışık... Bugünün işte ruhu, özlemi bu;
Silin bulutları, silkin o korku gölgesini,
Koşun ışıklar içinden o kutlu kurtuluşa.
Ümidimiz bu; ölürsek de biz, yaşar mutlak
Vatan sizinle şu zindan karanlığından uzak!

  • cevapla

Bir İHL mezunu olarak

Halil İbrahim (doğrulanmamış) — 17 Kasım, 2006 - 21:27

Bir İHL mezunu olarak hakkımı helal etmiyorum. Beni ve benim gibi binlerce zeki genci heba ettiği için milletimize de büyük kötülük yapmıştır. (ÖSS katsayısı hatırlansın.)

  • cevapla

Herkesin Başka Bir Ecevit'i

gaykedi (doğrulanmamış) — 19 Kasım, 2006 - 12:14

Herkesin Başka Bir Ecevit'i Var !
..."İnanca saygılı laiklik"i düşünecek kadar iyi niyetli politikacı idi. Ama 2 Mayıs 1999 günü, TBMM'nin yemin töreninde öne fırlayıp, türbanlı Merve Kavakçı'yı göstererek "Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!" diye haykırmasını kim unutabilir? Ben hiç unutmadım, unutmayacağım!"......demiş Özdemir İnce.....ben Ecevit'e çok kırgındım, belki oda bize kırgın gittiya neyse...
Erbakan-Demirel-Ecevit üçlüsüne, siyasette artik ciddi ciddi bir şeyler düşünmeye başladığım yirmili yaşlardan itibaren epeyce arkalarından saydırdım... Çünkü babam onlarla büyümüş yaşlanmıştı, bende onlarla büyümüş kazık kadar askerlik çağında gay adam :) olmuştum ve başarılı olamadıkları kabak gibi ortadaydı, aklımda kalan son Ecevit silueti dili dolaşan, robotlaşmış ayaklarını yere sürerek yürüyen birisi olarak kalmış. Tabi ki Allah rahmet eylesin ama bu muhteşem üçlü daha düne kadar iktidardaydı. Bakıyorumda 34 yaşındayım ve benimde hayatımın yarısını yemeyi bir güzel becermişler :(

  • cevapla

Bu ülkeye Atatürk'ten

AYDIN (doğrulanmamış) — 21 Kasım, 2006 - 21:16

Bu ülkeye Atatürk'ten sonra gelen tek devlet adamıdır. Sizler sülüklerin peşinden koşarken, onun ardında alınteri ile yaşam mücadelesi verenler vardı. Aynen son yolculuğunda oldugu gibi...

  • cevapla

Yeni gördümde bu yazıyı.

Ebru (doğrulanmamış) — 21 Kasım, 2006 - 23:25

Yeni gördümde bu yazıyı. Zamanım yok aslına bakacak olursanız. Yazılacak çok şey var da sadece şu Halil İbrahim Bey'e lafı getireyim: ne hakkı ne helalleşmesi ya? O, yerleri karıştırdı heralde. Bu ülke yada insanlık adına bişey yapıpta vefasızlıkmı görmüş de helal etmiyor? Acıyla gülümsüyorum sadece. Bence Bülent Ecevit iyiki sağlığında hasbelkader duymamış bu sözü bu bu vatandaştan. Bakalım o Halil İbrahim'i bırakında onun atalarına hakkını helal edermiydi? Ne yayınlıyosunuz böyle adamların yorumları anlamıyorum. Körpe dimağları zehirlemeyin, bence düşünerek yayınlayın.

  • cevapla

Hak benim, heba olan yıllar

Halil İbrahim (doğrulanmamış) — 4 Aralık, 2006 - 12:19

Hak benim, heba olan yıllar benim. Tek bir yerde okumak zorunda kalan da "ben"im. Gelecek için düşünürsek, 4-5 milyarlık iş yerine belki düşük bir maaşa çalışacak da "ben"im.
Şimdi benim durumumu, tavrımı, gördüğüm zulmü bilmeden konuşmak da nedir? Kişisel oluyor, fakat sorulmuş benim ne yaptığım... Neye göre helallik vermediğim... Birşey yapmasam bile (Allah'a şükür yaptıklarım da yapacaklarım da -inşallah- faydalı şeyler olacak) en azından yapmamın önüne geçilmedi mi?
Ben neden doktor olamam? Veya hakim, ya da vali? Normal liseliden çok şey bildiğim için mi? Yoksa dini eğitim aldığı için mi? Sadece bu bile benim hayatımda büyük değişikliklere yol açmamış mıdır? Şimdi benim üzerimde hakkı yok mudur?
Hem benim atalarımın üzerinde hakkı olan kim varsa alabilir. Beni ilgilendirmez. Ve zaten onun hakkıdır, ben nasıl karışırım? Kul hakkına Allah bile karışmaz iken size ne oluyor, sorabilir miyim?
Yayımlama konusuna gelirsek, ben yazarım, sen okursun, aynen sen yazarsın ben de okurum. Ama kimsenin neden böyle yazıyorsun, genç dimağları kirletiyorsun kabilinden birşeyler karalamaya, hedef göstermeye, editörü de düşüncesizlikle suçlamaya hakkı olamaz... Zaten zamanınız da yokmuş (bizim gibi boş değilmişsiniz) buna cevap dahi vermezsiniz herhalde...
Vesselam...

  • cevapla

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Reklam

İçerik yayını

İçerik yayınları

Kullanıcı girişi

  • Yeni hesap oluştur
  • Yeni şifre iste

Gezinti

  • Yeni gönderiler

Fatih Taşkıran hakkında

Tam kullanıcı profilini görüntüle

Kimler yeni

  • cikiboom
  • modela
  • Fatih Taşkıran
  • admin

Son yorumlar

  • çok güzel bir yazı
    2 hafta 2 gün önce
  • Sitenin içerigi tamamen
    2 hafta 2 gün önce
  • Bu arada yalnızlıktan bu
    2 hafta 5 gün önce
  • Catherine Esra, aşkı
    2 hafta 6 gün önce
  • Kaya isimli son yorumu yazan
    4 hafta 1 gün önce
  • Merhabalar. Şimdi sitenin
    4 hafta 6 gün önce
  • Mert aradıgın Elif'i
    8 hafta 17 saat önce
  • Mert, aşka aşık olmak
    9 hafta 4 gün önce
  • Hayırlı olsun...
    9 hafta 4 gün önce
  • çok sevdiğim bir yemektir.
    9 hafta 5 gün önce

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrimiçi.
  • İletişim

© 2007 - Dolmakalem - Yayınlanan tüm yazılar sahiplerine, yayın hakları ise Dolmakalem'e aittir.