Birkaç gündür televizyonlarda ilginç bir reklam dönüyor. Siyah zemin üzerine yeşil ve arapçaya benzer bir yazıyla ters yönde "Tehlikenin farkında mısınız?" yazmışlar. Reklam Cumhuriyet Gazetesi'ne ait. Aslında reklamın çıkış noktası ve amacı belli: "İslamcı Kesim"e ("İslamcı" ne demekse?) gönderme yapıyorlar. Peki reklamın (ya da sorunun) muhatabı kim? Elbette ki "İslamcı Kesim" veya potansiyel müşteriler değil. Hala fahiş fiyatla klasik Cumhuriyet ile uzaktan yakından alakası olmayan statükocu, tek sesli broşür ve bildiri tadındaki gazeteye para veren sadık okurlar.
Bir dönem yolumun kesiştiği ve iki seneye yakın süre içinde edindiğim izlenimlerden yola çıkarak aslında ben reklamdan şu sonucu çıkarttım:
Hasan Cemal ve ekibi kovulduktan ve hızla İlhan Selçuk'un eline geçtikten sonra sürekli kan kaybedip, Turgay Ciner'in kanatları altına geçen Cumhuriyet'in AKP iktidarından sonra yegane okuyucu kitlesi olan(!) devlet kurumlarından da dışlanmış olması büyük bir tehlike arzediyor ve Cumhuriyet okurları bunun farkında değiller. Zira bilenler bilir: Cumhuriyet, devlet kurumlarında her gün alınan "günlük gazete" kontejyanının en üst sıradaki ve vazgeçilmez "akredite" gazetesidir. Sanırım AKP kadrolaşması ile birlikte bu ayrıcalıklı konumu da bayağı yara aldı ki, mali durumlar alarm vermeye başladı. Böylece bu "tehlike"den Cumhuriyet okurlarının haberdar edilmesi de reklamcılara düştü. Yok "Yanlış anlamışsın, sözü geçen tehlike o değil" diyorsanız reklamcılarında bir sorun var demektir. Bu durumda da Cumhuriyet yekililerine yegane tavsiyem Hulusi Derici veya Haluk Mesci olacaktır.
Ya dostum, reklamı görmemiştim, burda görünce ruhum sıkıldı vallahi. Bir yerlerinden bir tehlike uydurup, ama korkmayın biz bu şanlı vatanımızı Ulu Atatürk'ün yolundan giderek her tür tehlikeden koruyacağız diyen, Atatürk'ten çok Atatürk'çü gibi gözüken (ki sadece gözükmeyip olsalar, bu da iyi birşey değil bence), aslında tek dertleri çıkarları olan insanlardan fenalık geliyor (kinaye). Bunlara statükocu mu deniyor acaba?
Ara sıra Cumhuriyet gazetesini alırım. Her zaman tek taraflı bir tutum sergiliyen bu gazetenin yine neleri karıştırdığını öğrenmek için. Gazete öyle bir konuma gelmiş ki; sanki Atatürk bunların malı, CHP yan kolları, YÖK arka bahçeleri, Cumhuriyet yönetimi ise babalarından kalan miras, ordu ise güvenlik unsurları. Fatih arkadaşımızın dediği gibi kan kaybetmeye başlamış ki kafasına göre tehlikeler çıkartmaya girişmiş. Bakalım ilerki günlerde ne gelişmeler yaşanacak.
Reklamın başını görmedim. Ama sonunu gördüm. Benim gördüğüm sonda TC arasında ufacık harflerle Tehlikenin farkında mısınız yazılıyordu. Tabi T ve C bir birinden ayrılarak. Neyi kast ettiklerini o zaman da çok iyi anlamış ve söylenmiştim. Bunu görünce hepten söyleniyorum.
Uzun zaman tartışılacak gibi görünen bir reklam. Bir "taraf" tu-kaka ilan edip diğer "taraf"a ne kadar haksız ve yanlı olduğunu söylerken, diğer "taraf" da bu reklamın ne kadar doğru(!) olduğundan dem vuracak uzun bir süre.
Bu konuda diğer yorum yazan arkadaşlara göre diğer tarafta olsam da, reklamı savunur yönde bir şey yazmayacağım şimdi. Konuya bir de "reklamcılık" açısından baktığımızda, amacına ulaşmış olduğunu görüyorum. Kendisinden söz ettirdi ise ve reklamı izleyen bin kişi içinden bir tanesine bile "acaba" dedirttiyse, reklam amacına ulaşmıştır.
NOT: Ha tabi son zamanlarda da -yine- mankenler kendilerinden söz ettirdi ve eminim o saçmalıkları izleyen bin kişinin erkek olan beş yüzünde de bir garip "acaba" oluşturdu. Onlar başarıya ulaşıp reklamlarını yaptılar mı? E evet. Belki de bunun gibi bir şey... Doğruluğu / yanlışlığı tartışılacak, henüz yeni başladı!
Bu reklamı ilk kez geçen pazar günü gördüm. Ve o gün bloguma ilgili bir yazı yazdım.
Bunlar değil miydi Nazım Hikmet'in fotoğrafını birinci sayfaya basıp "yüzüne tükürün diye yayınlıyoruz" deyip köprünün altından sular akınca çark edip "büyük şair Nazım" naraları atan?
Güneydoğu sorununun ayyuka çıktığı günlerde "yeşil" tehlikeye dikkat çekip ne yapmak istiyorlar? Sanki taşlar bağlanıp köpekler serbest dolaşmıyormuş gibi "irtica" tehlikesinden dem vuruyorlar.
Hepimizin gözü önünde büyük bir tiyatro oynanıyor. Allah sonumuzu hayreylsin.
Ufak bir ekleme; birinci reklam (burada manhem' in bahsettiği) denildiği gibi "yeşil" tehlikeden dem vurmak olsa da, ikinci reklam (T ve C harflerinin arasında çıkan"tehlikenin farkında mısınız" yazısı) bölücülükten bahsetmekte. Yani güneydoğuda sorun ayyuka çıktığı zaman ondan bahsetmemek yok.
Bir de geçtiğimiz MGK' da irtica ve bölücü sol terör birincil öncelikli tehlike olarak imzalandı. Hadi askeriyenin "din karşıtı" olduğunu kabul edelim söylenegeldiği üzere, e sevgili hükümetimiz de mi din karşıtı ki bunlara bir muhalefet şerhi koymadan imzaladı? Var bir bit yeniği ama çözemedim.
Cumhuriyet gazetesinin son zamanlarda aldığı üst üste darbeler (Hasan Cemal ve Toktamış Ateş) gazetenin tirajında ve az da olsa imajında pekte "ılrıyah" olmayan bir şekilde etkilemiştir. Bu konuyla ilgili eğer okumamışsanız Engin Ardıç'ın yazısına bir göz atın.
"Cumhuriyet" nam mevkutenin mevkii bellidir! Derinsular "provokatör" demiş, az biledir; sola, özgürlüğe, toplumsal gelişime, aydınlığa, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne, akla, mantığa, iyi olan ne varsa hemen hepsine düşman bir derinörgüt yayın organıdır kendisi. Lafı uzatmaya ne hacet; geçmişine ve geleceğine bakın; nazi gelmiş faşist gidecektir. Hayırlısıyla. Heil Cumhuriyet!
Kürt milliyetçiliği ve islamcılığın önünü kapadığı gerekçesi ile Van savcılığında Mustafa Kemal Atatürk suçlanıyorsa, bu reklamları görmeye devam edeceksiniz.
Hepinizin iyi niyetli olduğunu biliyorum/umuyorum, Cumhuriyet gazetesi okumuyorum, bu reklamı da ilk kez burada görüyorum.
Hiçbirinizin yorumlarına katılmıyorum, Cumhuriyet'in reklamını doğru bulmuyorum fakat irticanın sizler için ne ifade ettiğini de biliyorum.
İrticai ve radikal sol örgütlenmelerin ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmayacağım, çünkü toplamayı bilmeyene çarpma işleminden bahsedersem boş yere vakit kaybederim.
Umarım ileride bir zamanda irtica tehlikesinin, radikal sol tehlikesinin farkına varırsınız, bugün bu tehlikenin farkına varmayacak kadar acziyete düşmüşseniz, bu düpedüz cehalettir.
Not: ordunun din düşmanı olduğunu iddia edecek kadar cehalet örneği yorum onaylanmış, umarım bu yorumu da onaylama olgunluğuna erişmiş kişilerle muhattap oluyorumdur.
Benim yazıda dikkat çekmek istediğim nokta aslında reklamın siyasi analizi değil, hedef kitle yanlışlığıydı. Yani gene meslek itibariyle reklam analizine kalkışmıştım. Ama yorumlarla konu buralara kadar gelmiş. Cumhuriyet'i tanıyan, bilen, okuyan -ki ben oldukça içli dışlı olduğuma inanıyorum- herkes bilir ki bu ilginç gazetenin tarihi yine ilginçliklerle doludur. Buradaki herkesin saydığınız sorunları önemsediğini düşünüyorum.
Ama herkes her konuda farklı düşünebilir ve biz her fikre saygılıyız ve bu sitede yapılan her yorum kişilere hakaret ve yasalara aykırılık içermedikçe yayınlanmayı hak eder. Sorun şu ki; yorumunuzda bahsettiğiniz "ordunun din düşmanı olduğunu iddia eden" yorumu bulamadım. Hangisi acaba?
Sanırım Azer Koçulu imzalı yorumda bahsi geçen "(?)nun (?) (?)ı olduğunu iddia edecek kadar cehalet örneği yorum" benim bu konuya yazdığım ikinci yorum. Ya da oradaki "...Hadi askeriyenin 'din karşıtı' olduğunu kabul edelim söylenegeldiği üzere..." cümlesi.
'İroni' ve bunun anlamı ile ilgili söylenebilecek o kadar çok şey var ki, bunlar kesinlikle senin yazdıkların ile ilgili olmaz/olamaz. O yüzden bu konuda cevap hakkımı saklı tutayım.
Sayın Azer Koçulu, Doğu sorununun ayyuka çıktığı, terörün en son yarbayımızı şehid decek kadar cür'etleştiği, büyük doğu illerinde ve bazı batı şehirlerinde etrafın yakılıp yıkıldığı günlerde bu şekilde reklamlar yayınlayarak yeşil tehlikeye dikkat çekmek ne anlama geliyor ? Biraz düşünün, zira düşünmek, düşünebilmek erdemdir.
Ordunun din konusundaki konumuna gelince: Nihat Genç bir söyleşisinde "Türk Milleti Fevzi Paşa'dan sonra ordusuna küsmüştür" demişti. Çok doğru bir tespittir. Ordu, Türk milletinin değerlerine, kültürüne, dinine yabancılaşmıştır. Bir üst düzey ordu komutanı, Bedir savaşına katılan Peygamberimiz ve sahabeler için "üç beş cahil arap çöl bedevisi" derse, aynı komutan İstiklal marşımızın şairi Akif ve Bedir sahabeleri için "onları belleyeceğiz" derse, 28 şubat döneminde düzenlenen andıçlarda Allah'a, Hz.Peygamber'e, İslam'a ağıza alınmayacak hakaretler edilirse -ortaya çıkınca metazori bu sözler geri alınmıştı-, daha yakın zamana kadar komutanlar şehit cenazelerinde bile cenaze namazına katılmayıp -son zamanlarda artık katılıyorlar- ayrı bir kenarda beklerlerse, müsade edinde ordunun din ile olan ilgi ve ilişkisinden işkillenme hakkımız bulunsun.
Derin Sular Cumhuriyet için "Çünkü modası geçmiş despot rejimin bekçisi provokatör gazete yine işbaşında." demiş.
Metin Bey dostumda "sola, özgürlüğe, toplumsal gelişime, aydınlığa, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne, akla, mantığa, iyi olan ne varsa hemen hepsine düşman bir derinörgüt yayın organıdır kendisi. Lafı uzatmaya ne hacet; geçmişine ve geleceğine bakın; nazi gelmiş faşist gidecektir. Hayırlısıyla. Heil Cumhuriyet! " demiş.
Ağızlarına sağlık az bile söylemişler.
Ya haklıysalar?" Eğer, satışlarını arttırmak için yapıyorlarsa zaten problem yok. Bence de muhtemelen onun içindir. Sonuçta reklam. Yine de "Ya haklıysalar?".
S.Öztürk, doğudaki terör eylemleri ile yeşil tehlikenin bağlantısını çözemiyorsunuz ve bana "Ne ilgisi var?" diye soruyorsunuz.
"Kürt milliyetçiliği ve islamcılığın önünü kapadığı gerekçesi ile Van savcılığında Mustafa Kemal Atatürk suçlanıyorsa, bu reklamları görmeye devam edeceksiniz."
Türk ordusunda Allah'a küfreden, radikal islamcıların ekmeğine yağ süreceğini bilerek küfreder.
PKK ve Yeşillerin bir olduğunu görmek için Van savcılığına bakın, görmüyorsanız bireysel sıkıntılarınız buna engel oluyor olabilir. cumhuriyet'in bu reklamı şemdinli iddianamesi ile doğrudan bağlantılıdır.
Bu reklamın ortaya çıkmasına neden olmuş iddianame hakkında daha fazla konuşmuyorum, Mehmet Fırat'tan Musa Anter'e ve Abdullah Öcalan'a uzanan ilişkiyi ben anlatmıyorum siz araştırın, iyi niyetli ve yurtsever olduğunuzdan kuşku yok, öyleyse bu tezgahı araştırın ve bu reklamın ortaya çıkmasına neden olan önemli gelişmelerden de haberdar olarak yorum yapın.
Sayın Koçulu, Takmışsınız Şemdinli iddianamesine başka bir şey söylemiyorsunuz. Hem gazete okumadığınızı söylüyorsunuz hem de İslami basına atıfta bulunuyorsunuz. Boyalı kartel basınında hayatta kalmayı başarabilmiş pek çok liberal yazarda Şemdinli iddianameseni direk ya da dolaylı yoldan destekledi. Okumadınız mı diyeceğim ama okumadığınızı kendiniz söylüyorsunuz.
Marksist-Leninist bir örgüt olan, üyeleri arasındaki ankette en beğendikleri dini önder Zerdüşt çıkan PKK takımını İslam'la ilişkili göstermek eğer cehalet eseri değilse tam bir kasıttır, hedef saptırma ve manipule etmedir.
Eğer PKK'da leblebi kadar beyin olsaydı da İslami bir tabana dayansaydı çoktan muvaffak olur, siz de bu yorumu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak değil bambaşka bir devletin vatandaşı olarak yazardınız.
Ben öyle beylik laflar edip, gözünüzü açın demeyeceğim, istediğiniz kadar kapatın inanın bence hiç mahzuru yok.Ama umuma açık bu gibi yerlerde atmasyon yapmanın da bir adabı usturubu olmalı.
Bu kadar da desteksiz atılmaz ki ?
Sayın Koçulu , Okumadığınızı iddia ettiğiniz bir gazete hakkında bu kadar cansiperane savunma yapmanız çok ilginç.. Ben fikri yönden taban tabana zıt olsam ve sinir katsayılarımı arttırsada cumhuriyet okurum.Ve yorumumu da okuru olma sıfatı ile yaptım. Van savcılığı iddianamesini bence gereksiz yere bu olayla ilişkilendiriyorsunuz.İddianameyi savunmuyorum.En başta usul ve uslup yönünden hatalı.. Fakaat iddianamedeki "derin" gerçekleri de bu gürültüye kurban etmeyelim diyorum. Bir de ben reklamı ilk kez geçen pazar gördüm.Zaten galiba o gün başlamıştı.İlgimi çeken nokta ilk reklam sadece "yeşil" tehlikeye dikkat çekiyordu.TC li reklam daha sonra boy göstermeye başladı.Galiba "neden terör değilde irtica" şeklinde sert bir tepki ile karşılaştıklarından ikinci versiyonu sürdüler. Özetle Cumhuriyet gaztesi hakkındaki tüm youmlarımda halı olduğum konusunda ısrarlıyım..
Azer Koçulu Bey, Bu ülkeyi sevdiğinizden kuşkum yok, olmamalıdır. Ancak bu toplumu ve bu toplumun geçmişini geleceğini DOĞRU "oku"yamadığınız çok açık. Cumhuriyet gazetesinin macerası ve serencamına, lütfen zihinsel alışkanlıklarınızdan ve resmi ideolojiyle koşullanmışlığınızdan bir an sıyrılmaya çalışarak bakmayı deneyin. O zaman işte, bazı karanlık ve ibret verici olguları idrak edebilirsiniz. Ayrıca işaret ettiğiniz yerlere asıl siz dikkatlice bakınız, belki uyanırsınız.
(Bendeniz eski bir Cumhuriyet okuruyum. Müsaadenizle sol gösterip faşizm vuran ruhunu bilirim bu gazetenin. Gizlisi saklısı da yok ki görememiş olsanız!..)
Gazete okumadığım için Cumhuriyet gazetesinin kimliğini bilmiyorum ve tartışmıyorum. Mardin Yeşilli'de gözümü dünyaya açtım, özkardeşimin mezarı da Yeşilli'de. Mazıdağında PKK'nın camiilerde nutuk attığını bilirim, kimse bana yeşillerle PKK'lıların arasında bağ yok demesin, bu hikayeye en son inanacak aptal kişi benim.
Bu sayfada kurduğum ilk cümleye bakarsanız şunu anlamalısınız; "Birilerinin çok çok hashas olduğu konularda aşırı saldırganlaşanlar varsa, o birileri de haliyle saldırganlaşır."
Elimde olsaydı ben de Cumhuriyet gazetesi kadar saldırgan tutum sergilerim, çünkü benim ülkemin başkomutanı, ulu önderi Mustafa Kemal'e alçakça saldıranlar var, ordumun Kara Kuvvetleri Komutanını PKK'nın kamplarına adını verdiği Musa Anter'i öldürmekle suçlayanlar var, bu tezgahı kuranların rengi yeşil, bunu göremeyen varsa onun iyi niyetinden şüphe ederim. Açsın yeşil gazeteleri Şemdinli iddianamesi hakkında yazılanları okusun yeşil gözlüler, ne görüyorlar?
Allah aşkına bi de bana "şunu yap belki uyanırsın" falan demeyin, birilerinin iki yüzünü birden görmesi gereken kişi ben değilim, sizlersiniz.
Azer Bey, size ne dense boş. Anlaşılan o. Sözü uzatmayacağım, faydasız çünkü. Ama bir tek şey daha söylememe izin verin: "Kendi gözüyle" görmek, her zaman -hatta çoğu zaman- gerçekten GÖREBİLMEK anlamına gelmez. Mardinlisiniz ama göremiyorsunuz, yazık. Huzurunuz sizde kalsın, almayayım.
Sayın Öztürk arkadaşıma katılıyorum. Ne onu tanırım ne sizi (Koçulu). Yorumlarınızı okuduğumda sizin kasıtlı olarak hedef sapıttırmak gayesinde olduğunuzu görüyorum. Ve arkadaşımın dediği gibi "Eğer PKK'da leblebi kadar beyin olsaydı da İslami bir tabana dayansaydı çoktan muvaffak olur" du.
Cumhuriyet Türkiye'de gerçek anlamda tek gazetedir. Tehlikenin farkında olmayan zavallılar ise Cumhuriyet Gazetesi'ne aptalca iftiralar atmakta. Ama bu Cumhuriyet, bu ve benzeri tehlike ve tehditlerin üstünden gelmiştir ve gelecektir de. İslamcı (İslam üzerinden geçinen, İslamı şahsi çıkarlarına alet eden şerefsizler) basın ve kitle ne yaparsa yapsın bu Cumhuriyet ebediyete kadar baki kalacaktır...
İyi uykular Yusuf Bey!
Çok ağır yorumlar okudum gerçek bölücüleri tehşis etmek aslında çok zor değil, belli olayların olduğu görülmektedir, bu olayları yapanların bence A.B.D desteğini arkalarına alarak yağtıklarını düşünüyorum. Siz destekçinin İslamcılar kürtler olduğunu söleyerek bu ülkeyi bölmüş olmuyormusunuz? Bu işleri yapanlar bizim insanımız zaten olamaz.
Ben kürtlere bölücü denmesinin bir spor organizasyonunda PKK dışarı diye bağırılan bir takımın haklarının yenmesinin karşısındayım. Her oyuncusu kürt olabilir her insanı kürt olabilir ama her kürt bölücümüdür? Bu tür ince oyunlara gelmeyelim bizi gerçekten bölmek isteyenlerin dost bildiklerimizin olduğunun farkına varalım, bizi ve jeolojik konumumuzu kullanmaktan başka bir çıkarı olmayan A.B.D politikasını görmezden gelmeyelim. Olan her olayda bir A.B.D örgütlenmesi olduğuna adım gibi eminim hatta şölede bir tezim vardır burdan paylaşmak isterim, PKK illetini başımıza 1954 yılında NATO ya bağlandıktan sora İncirliği A.B.D kullanımına verdiğimiz zaman sardık.
A.B.D nin Adana'dan Doğu bölgelerindeki insanlarımızı örgütlediğini düşünüyorum. Gerçek tehlike bence budur ve ülkemizde her ne güçleniyorsa ve bölmeye çalışıyorsa A.B.D desteğiyle olmaktadır.
Azer Koçulu Bey'in "Mardin Yeşilli'de gözümü dünyaya açtım." demesi üzerine geçmişteki bir tartışmamızda "Kafkas Türkmeniyim, Kars/Boğatepe doğumluyum." demiş olması kafamda soru işaretleri bıraktı. Azer Bey, Karslımısınız, Mardinli mi? Birde her takımın farklı renkleri vardır, hayvanlarında böyle yanlız bukelemun hariç. Sizin renginiz nedir? Marksistmisiniz?
Ayrıca PKK ile İslamı aynı çerçeveye alıcak kadarda bilgisizsiniz.
Sayın Enes Reyhan,
Azer Koçulu Bey'in marksist olabileceğini de nerden çıkarıyorsunuz Allahaşkına? Abesle iştigal etmeyelim, arkadaşımızın rengi belli. Yazdıklarını bir daha alıcı gözle okursanız anlayacağınızdan eminim.
Saygılar.
En azından kendi çıkarları için de olsa böyle bir reklam yapma gereğini duymuşlar. Aynı soruyu hiç bir çıkarım olmadan ben size soruyorum bu sefer: "Tehlikenin farkında mısınız Atatürkçü geçinenler?"
Yusuf Bey e katılıyorum, Cumhuriyet Türkiye deki tek gerçek gazetedir. Cumhuriyet gazetesi Hasan Cemal'in ayrılması ile güç kaybı değil verimlilikte artış sağlamıştır. Cumhuriyet gazetesinin gerici vs olduğunu savunanlar ise hala derin uykuda olan şahsiyetlerdir. TC dinci olarak geçinenlerin tehlikesi altındadır.
Benim ailem Keherdağ'dan Bakü'ye, sonra Kars'a, Kars'tan Hatay'a, Hatay'dan Mardin'e ve son olarak Isparta'ya sürgün ve zorunlu göçlerle gelmiştir. Kars/Boğatepe eski adıyla Zavot benim köyümdür ve orada doğdum. Fakat Isparta'ya göç edene kadar da Kars'ta değil Mardin'de yaşadım ve çocukluk anılarımın tamamı Mardin Yeşilli'de geçer.Kısaca, hem Kars hem Mardin benim memleketimdir. Benim rengim, bilgim mi sizi ilgilendiriyor yoksa ortaya koyduklarım mı "islam alimi" Enes Reyhan? Bu ne etiket sevdası? Çok merak ediyorsunuz rengimi öyleyse söyleyeyim, ben transparanım.
PKK ile İslam'ı aynı çerçeveye alan ilk kişi ben değilim. Şeyh Sait sizin için ne ifade eder? Nasıl bilirdiniz sözümona islam alimi Şeyh Sait'i? Hiç Uğur Mumcu okudunuz mu? Sanmam, islam alimi deha kişilikler Uğur Mumcu'yu okumadan etiketlendireceğinden sığ düşünce yapıları izin vermez Uğur Mumcu'ya. Çok merak ediyorsunuz harbiden söyleyeyim, ben Amerikan uzantılarının liberal dünyasına küfreden Atatürk ilkelerine bağlı müslüman Türk'üm.
Rum kökenli değilim, fakat karadenizde pontus rum cemiyetini kuran rumları da iyi bilirim. ABD bu ülkede 2 tehlikeli örgütlenmeyi inşa etmiştir, radikal islam, PKK. Radikal islam, Şeyh Sait gibi sözümona islamcıların bugünkü uzantılarından inşa edilmiştir, devletin ve özellikle emniyetin içinde ABD'ye bağlı kontrgerilla merkezi radikal islamcılardan meydana gelir. PKK, terörü yöntem olarak kullanan bölücü örgütlenmedir, dini kullandığı söylenemez.
Peki bu iki örgütlenme nasıl bir araya gelir? Amerikan dolarlarıyla. Şemdinli tezgahı bunun ispatıdır, Mustafa Kemal Atatürk islamcılığın ve kürtçülüğün önünü kestiği gerekçesi ile Şemdinli İddianamesinde suçlanmıştır. İslamcı çevre bu suçlamanın islamcı kısmını desteklemiş, Pkk ise kürtçülük kısmını desteklemiş ve ABD'ye tezgahtarlık yapmışlardır. Şemdinli iddianamesinde Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt PKK kamplarına adı verilen yahudi Musa Anter'i öldüren çeteyi kurmakla suçlanmıştır, bu kısmı PKK'nın sahiplendiği kısımdır. Bu suçlamaya islamcıların desteği, Akp'nin Uluslar Arası Ceza Mahkemesi hukukuna uymak adına hazırladığı ve yıl sonuna kadar meclisten geçireceği yasa ile ortaya çıkmaktadır. Çünkü, bugün üst rütbeli olduğu için yargılanamayan Yaşar Büyükanıt, Akp'nin hazırladığı Uluslar Arası Ceza Mahkemesine uyum yasası ile Avrupa'da yargılanacaktır.
Bu size yazdığım son cevaptır, istisnalar haricinde gayet medeni ve aklı başında kişilerle muhattap olduğum için kızgın veya kırgın değilim, tartışma için teşekkür ederim.
Azer Koçuluya sormak istiyorum Karslı isen Mardinde doğdum demenin ne anlamı var? Hem orda doğdum hem burda doğdum diyerek karakterin gibi ikilemlere girmene gerek yok. Transpran olmana sevindim, zaten başka birşeyde beklemiyordum açıkcası. PKK ile İslamı aynı çerçeveye alan başka hangi kim var ki? Şeyh Sait ile pek ilgilenmem, sizin için derken kimin için pek anlayamadım. Ben burda kendi adıma konuşuyorum. Uğur Mumcu okumadım fakat senin dediğin etiket nedeniyle değil sadece ilgi duymadığımdan. Yazının son kısmına birşey yazma gereği duymadım çünkü onlara cevap vermemin hiç bir anlamı yok. Boşuna laf kalabalığı yapmak istemiyorum.
Orta kısma değincek olursam, Karadenizliliğimden ve Roma İmparatorluğunun sistem ve yönetim şeklini benimsediğimiz ve insanımızında İtalyanlara benzediğini söylememden dolayı benim Rum kökenli olduğumu idda etmissin. (Rum kelimesi günümüzde Yunanla özleşleşmiş durumda aslında Rum kelimesi Romalı anlamındadır.) Valla arkadaşım atalarımın medeniyet yıkan barbar Hunlar olmasındansa medeniyet kurmuş Romalılardan olmasını yeğlerim...
Dün, geçtiğimiz günlerde Elazığda şehit düşen Sinan arkadaşımızın cenazesindeydim. Senin dediğine göre İslam ve Pkk aynı kefede ise, nasıl oluyorda bir taraftan pusu kurup şehit düşüren dinsiz pkk ile vatan için canını veren şehit kesim bir safta oluyor. Nasıl oluyorda Marksist Pkk ile Müslüman İnsanlar aynı tarafta oluyor. Hangi islami kesim Abd ve çevresinin taraftarı? "Bu size yazdığım son cevaptır" demişsin bu yazıma cevap verme gereği duyuyorsan eposta adresime yazda, doğduğun yer kısmında olduğun gibi ikircikli bir tavır gösterme.
Ben "son kez cevap yazıyorum" dedikten sonra, kişiliğe karaktere saldırıyorsan, senin ve türevlerinin gözünde Azer Koçulu kişiliksiz karaktersiz olsun zaten, çok mu incindim? Güldürme beni.
Kişiliğe saldırırsan, "nasıl oluyor da?" diye başladığın sorulara cevap alman gereken yeri tarif ettiğimde "ilgi duymuyorum" diye cevap verirsen ve "mardin'de dünyaya gözümü açtım" sözümü çarpıtmak için takla atıyorsan ve ortaya koyduklarımın değil çarpıtmaya açık konuşmalarımı önüme sürerek tartışmak istiyorsan benim karaktersizliğim mi neden oluyor bunlara yoksa senin derin yaraların ve cehalet incisi yorumların mı?
Radikal islamcıların ve PKK'nın şemdinli iddianamesinde ittifağa vardığını ortaya koyuyorum ve derli toplu tek muhalefet göremeden kişiliğime saldırı alıyorum..Kürt islam terörüne Şeyh Sait'i örnek veriyorum sen de "şeyh sait ile ilgilenmiyorum" diyorsun, bravo sana o zaman ilgilenme tabi araştırmacı tarihçi islam alimi!
Yanarım da düz mantık yürüterek "efendim şu kesim abd nin yanındamıymış karşısındamıymış, nası oluyo da böyle oluyo" gibi son derece aydın(!) sorular üreten zihniyetin kişiliğime saldırabilme cürretini kendilerinde bulduğuna yanarım.
6 yaşında bir "genç delikanlının" bile yorumlayabileceği şekilde radikal islamcı ve Pkk yanlılarının ordu ve Atatürk düşmanlığını ortaya koydum, ben de müslümanım ve müslümanlar PKK'nın yanında demedim, radikal islamcılara toz kondurmamak adına türlü taklalarla laf söz çarpıtmak sizin tarihçi ve islam alimi kişiliğinize nasıl sığıyor biliyorum, anlatmanıza gerek yok.
Fikri mücadeleyi bırakıp kişiliğe saldırmaya başlayan kişi aciz kişidir, uzak durulması kişidir çünkü hazmedemediğine karşıt fikir yürütemiyorsa son çaresi ahlaksızca saldırmaktır. Dileyen üstüne alınabilir.
Enes Bey ve Azer Bey arasındaki son cevaplaşmanın itici ve nahoş olduğunu kendilerinin de görebilmesini dilerim. Ayrıca her ikisinin de Kürt milliyetçisi şovenist ve etnofaşist PKK'yı ısrarla marksist olarak nitelendirmesini, ikisinin de ortak bir subjektif bakışta pekala buluşabilmesinin ibret verici bir delili olarak görüyorum. Bizlere küfürleşme değil, herşeye rağmen diyalog lazım. Biraz sağduyu ve biraz itidal lütfen dersem umarım her ikisi de bana kızmazlar...
A.Koçulu bey, kişiliğe saldırmayı nerden çıkardınız? ben doğum yerinizin ikilemliğinden ve İslam ve PKK'yı aynı kefeye koymanızın ahmaklığından bahsettim sadece. Bu kadar hiddetlenmenizin anlamı nedir? Yazdığın yazıdan sonra "buda size yazdığım son cevaptır" gibi bir kelime kullanma o zaman, kullanıyorsan, ondan sonra gelip kişiliğeme saldırıldı diyerek cevap yazma. hiç bişeyi çaptırdığım yok, takla atmak niyetinde de değilim.
Radikal islam dediğini biraz açarmısın? Nedir bu radikal islami terör, Şeyh Sait hangi islami terörürü ortaya çıkardı. Yoksa PKK'ya yandaş yamamak için bunlarımı çıkartıyorsun? Bu islami terör dediğinin işi nedir? Pkk gibi ortalıklara mayınmı döşüyor? Şu dediğin islami terörün görev ve özelliklerini sayda bizde öğrenelim.
Rahmetli babam bir zaman sürekli Cumhuriyet okurdu. Sonra malum el değiştirmeden sonra okumayı bıraktı. Çocukluğum Cumhuriyet okuyarak geçti.
Bugün Cumhuriyet gazete olmaktan çıkmış durumdadır. Kendilerince bir dünya görüşü ve doğrular kümesi içinde kendilerinden olmayan her fikri yönelimi tehlike olarak görmekten ve bundan kendilerine rant elde etmeye çalışmaktan başka birşey yapmamaktadır.
Metin-the poor, ben PKK'yı marksist olarak tanımlamadım, itici ve nahoş tartışmanın sebebini okuyarak anlayabilirsiniz.
"Yazdığın yazıdan sonra "buda size yazdığım son cevaptır" gibi bir kelime kullanma o zaman, kullanıyorsan, ondan sonra gelip kişiliğeme saldırıldı diyerek cevap yazma"
Pişkinliğin resmini çektiniz, bu kadarı da fazla.Tartışma adabından bihaber, yüzlerce cümle kurup kişiliğime karakterime olmadık laflar eden siz tarihçi ve islam alimi Enes Reyhan, daha bir tane derli toplu cümle kurup söylediklerimin aksini iddia edemediniz. Zaten edemezsiniz, islami terör deyince aklına ibda-c türü bir terör örgütü gelen cehalet düz mantığın portresi olabilir ancak.
Fikri mücadeleyi bırakıp kişiliğe saldırmaya başlayan kişi aciz kişidir, uzak durulması kişidir çünkü hazmedemediğine karşıt fikir yürütemiyorsa son çaresi ahlaksızca saldırmaktır. Dileyen üstüne alınabilir.
Sayın A.Koçulu ben size İslami terör diye lanse ettiğiniz şeyin ne olduğunu sordum. Düz mantıksa düz mantık, siz İslami terör diye lanse ettiğin şeyin ne olduğunu bir açıklayın ilk önce. Ayrıca tarihçi ve islam alimi gibi sözlerle bişeyleri iğnelemenin hiç anlamı yok. Hangi birşeyine karşı iddada bulunmam gerekiyor? Söylediklerin konu ile alakası olmayan şeyler, olanlarınıda zaten cevap verdim. Konu Cumhuriyet gazetesinin bazı şeylere karşı göstermiş olduğunu tahammülsüzlük. Sizinde savunduğunuz bu gazetenin söylemlerinin doğru olduğu yönünde. Ben ise her alanda, dindar olsun, solcu olsun, başörtülü olsun, olmasın her kesimin özgürce fikirlerini, görüşlerini dile getirmesi ve ortadaki başörtüsü zulmü, vb olayların ortadan kaldırılması savunmamdır. Olaylar PKK, sözde islam terörüne kadar geldi.
Okunmalı: Mustafa Akyol - Evet Tehlikenin Farkındayız.
Asıl tehlikeyi aşağıdaki adreste görebilirsiniz:
Buyurun.
Meclise hakarete sessiz kalmayacak ilgili makamlara:
4 Mart Pazar günü, saat 16:00'da Haberturk televizyonunda ve diğer bir çok ulusal kanalda, bir kaç gündür yayımlanmakta olan reklamlarda: "2007 mayısında ülkemiz ve cumhuriyetimiz tehlikede. Cumhuriyet'e sahip çıkın" diyerek. Cumhuriyete sahip çıkıyoruz iddialarıyla silahlı çete kuranlara dolaylı destek verilmektedir ve en önemlisi de halkı kin, nefret ve düşmanlığa sevkeden ve Meclis'in meşruiyetsizliğini iddia eden,TBMM'ye saygısızlık olan bu reklamların acilen durdurulmasını yayımlayanlar ve yayımlatanlar hakkında TCK'nın ve RTÜK'ün ilgili maddeleri gereğince işlem yapılmasını ve tarafımıza bilgi verilmesini TBMM'nin tüm üyeleri nin Meclis'in saygınlığına sahip
çıkmasını ve tüm ilgisiz ilgilileri bu vahim duruma, millete ve meclise hakarete ilgisiz kalmayacakları ümidiyle gereğinin yapılmasını arz ve taleb ediyoruz.
Siz Feto'nun Zamanı'nı, savcılarını vurdurtan sapık yazarların Vakit'ini okumaya devam edin. Amerika'nın ve AB'nin sesi zaman. Maşallah Avrupalı'nın ağzından ne çıksa manşetlere geçiyorlar.
Reklamların İslam diniyle uzaktan yakından alakası yoktur. Bir tarafınızdan uydurmayın. İslam'ı Cumhuriyetçiler'e karşı bir silah gibi gösteren şerefsiz politikacılarınızın yüzüne tükürün önce.
Yeni yorum gönder